|
Haçin Katliamı belgelendi
Türk ve Ermeni arşiv belgelerinden yararlanılarak 1915 ve sonrası olaylarını aydınlatan "Anaların Gözyaşları" kitabı yayınlandı. Kitapta, olaylarda hayatlarını kaybeden Türk vatandaşlarının acıları, Ermeniler ve Türkler arasında yaşanan karşılıklı toplu göçler ile bunların sonuçlarına dikkat çekiliyor. Kitapta ayrıca, Saimbeyli’de yapılan katliamlar da belgeleriyle anlatılıyor.
Çukurova Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkanı ve Tarih Araştırmacısı Cezmi Yurtsever, yıllardır süren Osmanlı arşiv araştırmaları, Çukurova’da sürdürdüğü "Tarihi belgelendirme" çalışmasıyla olayları yaşamış tanıklarla yaptığı görüşmeler, Genelkurmay ve Ermeni arşivlerinden elde ettiği belgeleri bir araya getirerek, Anadolu ve Çukurova’da isyan, göç, sürgün ve katliamların anlatıldığı "Anaların Gözyaşları" adlı kitabı yayınladığını söyledi. Adana Valiliği’nin de yayınlanması için destek verdiği, 1915 ve sonrası yaşanmış soykırımın anlatıldığı kitapta şu bilgilere yer veriliyor: "Ermeni diasporasının propaganda yayınlarında 1915 tehcirinin bir soykırım olduğu, göç edenlerden sadece 100 bininin hayatta kaldığı açıklanırken, olayların gözlemcisi olan ABD’nin Halep ve Mersin konsolosları, göç ettirilenlerden 485 bininin Suriye’nin Fırat nehri kıyısındaki Deyrizor kamplarına ulaştırıldığını açıklıyor. Ermeni tehciri ile eş zamanlı olarak 1916 yılı itibariyle 700 bin Türk vatandaşı da Doğu Anadolu’daki Rus işgal bölgesinden Anadolu içlerine ’zorunlu göç’ yaptı. Göç edemeyenlerden 500 bini aşkın insan Ermeni komitacılar tarafından tarihin tanık olduğu vahşi katliam sonucu öldürüldü." Araştırmalar sonucu Fransa’nın Çukurova’yı işgal esnasında Ermeni silahlı komitacıları olan Kamavorların Yeşiloba, Kozan, Camili, Haçin (Saimbeyli) ve Zeytun’da gerçekleştirdikleri katliamların belgeler ve tanıklar yardımıyla ortaya çıkarıldığını, Antep, Maraş, Urfa ve Adana yöresinde yaşanan facialar sonrası öldürülen 100 bin Türk vatandaşının acı hikayesinin de belgelerin yardımıyla anlatıldığını belirten Yurtsever, "Aslında yaşanan acılar karşılıklıdır. Ancak trajedinin soykırım boyutlarına varmasının sebebi Maraş’ın Zeytun yöresinde iç savaş çıkaran ve bunu Anadolu geneline yaymak isteyen Ermeni komitacılardır" dedi. Anaların Gözyaşları kitabının kapağında katliam sonrası toprağa verilen şehit bir Türk askerinin olay yeri fotoğrafı ile olaylardan etkilenen Türk ve Ermeni annelerinin ortak duygularının yansıtıldığı sürgün ve katliam fotoğrafına birlikte yer veriliyor.
Haçin Olayı
Vikipedi, özgür ansiklopedi
17 Nisan 1909 tarihinde Ermenilerin Haçin (Bugünkü Saimbeyli) Kasabası’nı kuşatarak başlattıkları isyan.
Kozan’ın doğusunda bulunan Haçin kasabası ikibinden fazla haneden meydana gelmekteydi. Bu hanelerin bir kısmı müslümandı. Fakat çoğunluğu Ermeni hanelerinden oluşmaktaydı . İşte Adanalı asıl yerli Ermenilerin bir kısmı vilâyetin son kuzey sınırına rastlayan burada yaşamaktaydılar . Burada yaşayan Ermeniler de, Osmanlı İmparatorluğu’nun öteki bölgelerinde yaşayan soydaşları gibi isyan etmek için harekete geçmişlerdi. Nitekim 1890 yılında, zamanın Haçin kaymakamı Tevfik Bey, gençler arasında silah yapıldığını tespit etmesi ve gereken tedbirleri alması üzerine çıkacak olayları önlemişse de, zamanla Tevfik Bey’in buradan alınarak Belen’e (Hatay) tayin edilmesi Ermenileri cesaretlendirmişti. Bunun sonunda Haçin’de 1892-1895-1901-1904-1909 yıllarında ayaklanma düzeyine varan olaylar meydana gelmişti .
Bu arada Orta Toros Geçitleri’ni ele geçirerek, büyük devlet konumuna gelmek amacıyla hareket eden Fransa bu emelini de gerçekleştirmek arzusuyla yola çıkmış ve Haçin Ermenilerini unutmayarak, bunları da kendi çıkarları için kışkırtmıştı. Böylece Fransa, Haçin Ermenilerinden ekonomik açıdan güçlenmelerini ve bu vesile ile Türklerin ellerindeki topraklarını satın alıp, geniş araziler ele geçirerek büyük çiftlikler kurmalarını istemişti. Buna dayanarak hareket eden Haçin Ermenileri, Yukarı Çukurova’daki (Feke-Haçin-Mağara) toprakların büyük bir kısmını ele geçirerek, büyük çiftlikler kurmuşlardı . Ermenilerin asıl amaçları Haçin’de özerk bir idare kurmaktı. Bu gaye ile hareket edip, Avrupa kamuoyuna davalarını anlatarak destek sağlamışlardı. Özellikle bu desteği Fransa’dan bulmuşlardı . Çünkü Fransa ileride Çukurova bölgesine yerleşmek amacındaydı. Böylece Fransa’nın eline fırsat geçmiş ve kendi politikası doğrultusunda Ermenileri kullanarak, hedefine ulaşmak istemekteydi. Daha sonra Haçin’de Ermeniler Bahadiryan Minas adındaki Ermeni’nin başkanlığında bir cemiyet kurmuşlardı. Bu cemiyet çalışmalara başlamış ve bu çalışmalarında yurt dışından birçok silah ve cephane getirmişti . Nitekim, Haçin’de yapılan aramalarda yüzlerce silah, bomba, dinamit, harita ve bayrak bulunmuştu. Ayrıca Haçin Ermeni Manastırı’nda saklanmış gaz tenekeleriyle barutlar ve Beloğlu Yeprem tarafından da mağaralara stok edilmiş 150 kilo barut bulunmuştu .
Yapılan bu hazırlıklardan sonra, 14 Nisan 1909 günü Adana’da patlak veren Ermeni olayları çok geçmeden 17 Nisan 1909 günü Haçin’e sıçramıştı. 17 Nisan günü Ermeniler kasabanın giriş ve çıkışını tutarak eyleme başlamışlardı. Sonuçta Haçin’de Ermeniler, Türklere karşı saldırıya geçerek, kanlı olayların çıkmasına sebep olmuşlardı. Bu arada Teğmen Teber Efendi parça parça edilerek öldürülmüştü. Mehmet onbaşı, reji kolcusu Hacı Ağa ve oğlu Saadettin ve Kağnıpazarı’nda sekizi kurşunlanmak suretiyle toplam 27 işçi katledilmişti. Böylece bu olayları bastırmak amacıyla yola çıkan Misis Taburu gelinceye kadar otuzu aşan bir sayıda Türk öldürülmüştü .
Olayları bastırmak amacıyla Mayıs (1909) ortalarında kasabaya gelen Misis Taburu sükûneti sağlamıştı. Olaylar esnasında köylere kaçabilen Türkler kasabaya geri dönmüşlerdi. Ayrıca hükûmet binasına sığınan Türkler kasaba içine de çıkmışlardı. Yapılan kovuşturmada bir Ermeni suçlu görülmüştü. Artık bundan sonra öldürme ve yaralama olmadıysa da, Türklerle Ermeniler arasındaki dostluk kökten bozulmuş ve ilişkiler de eski şeklini alamamıştı.
Tarihe Düşülen Dipnot: Haçin ve Çallıyan Efendi
Yazar : Zebercet Coşkun Yayınevi : Günizi Yayıncılık
“1920 yılında Saimbeyli ( Haçin) kaymakamlığı görevinde bulunan Ermeni asıllı Garabit Çallıyan Efendi’nin hatıra defterinde, çoğunluğu kadın ve erkeklerden oluşan 217 Müslüman Türk’ün katledildiğini anlattığını bildirdi.
1920 yılı Nisan – Ekim döneminde, Saimbeyli kaymakamlığı görevini yürüten Garabit Çallıyan Efendi’nin 1954 yılında toprak altından çıkarılan hatıra defteri, tarihçi Cezmi Yurtsever tarafından çözüldü...
Hatıra defterinin özellikle 155, 156 ve 244 sayfalarına dikkat çekildi...”
|